“27 Nisan gecesi 14 saat Büyükanıt’a ulaşamadık”

Türk siyasetinin dönüm noktalarından olan 27 Nisan e-muhtırasının yayınlandığı geceye dair tanıklığını anlatan dönemin Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Dışişleri Konutu’nda sabaha kadar karşı açıklama için çalıştıklarını ve Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’a 14 saat boyunca ulaşamadıklarını söyledi.

Çiçek, Büyükanıt’ın ertesi gün saat 15.00’da yaptığı karşı açıklamadan hemen önce kendisine döndüğünü ve “İstanbul’a torunumu görmeye gidiyordum. Cemırlar nedeniyle telefonum kapalıydı” mazeretini sunduğunu aktardı.

15 Temmuz Derneği ve Marmara Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği ‘Hafızanda Ne Var?/ Harbi Konuşmalar’ programında konuşan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve TBMM Eski Başkanı Cemil Çiçek 27 Nisan 2007’de yayınlanan e-muhtıraya dair önemli açıklamalar yaptı. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ali Köse’nin yaptığı ve 27 Nisan e-muhtırasının öncesi ve bildirinin yayınladığı gecenin sonrasında yaşananlar masaya yatırıldığı programda Çiçek 55 yıllık siyasi hayatında sayısız darbe ve darbe teşebbüsüne şahitlik ettiğini kaydetti. Cemil Çiçek “Bu coğrafyanın tarihi başkaldırmaların, isyanların ve darbelerin tarihi olmuştur. Hiçbir darbe veya başkaldırma sorunları çizmemiştir” dedi. Darbe girişimlerinden önce her zaman belli bir hazırlık döneminin olduğuna dikkat çeken Çiçek, kimsenin o gece oturup ani bir kararla bildiri yayınlayalım demediğini ifade etti.

Özal’a kadar cumhurbaşkanları hep askerdi

Yakın tarihten örnekler veren Cemil Çiçek 1960’dan bu yana Türkiye’nin huzur içinde bir cumhurbaşkanı seçemediğini söyledi ve ekledi “1961’de Cumhurbaşkanının seçimi sancılı oldu. Ali Fuat Başgil adaylığını açıklamak için İstanbul’dan trene binerek Ankara Garı’na geliyor. Gara girer girmez derdest edilerek Başbakanlığa götürülüyor ve darbeci eşkiyalar tarafından tehdit ediliyor. Adaylıktan istifa etmesi isteniyor. Hayatı tehdit edildiği için İstanbul’a dönüyor ve Türkiye’yi terkediyor. Sonuçta darbenin başındaki Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı seçiliyor. Sonraki dönemlere baktığımızda sanki Türkiye’de cumhurbaşkanlığı Genelkurmay Başkanlığından sonra gelinecek önemli bir görev olarak kabul ediliyor.”

Kırılma noktası oldu

Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinin önemli bir kırılma noktası olduğunu belirten Cemil Çiçek, ANAP’ın Özal’ı Cumhurbaşkanı seçmesinin bu makamın sivilleşmesinde bir kilometre taşı olduğunu ifade etti. Özal’a yapılan suikastin bu açıdan ele alınmadığını söyleyen Çiçek, “Kartal Demirağa ile Özal arasında nasıl bir husumet olabilir? Bir tetikçi gelecek ve parti kongresinde ülkenin Başbakanına suikast girişimi düzenleyecek. Bu suikastin arkasındakilere ve Özal’a verilen mesaja iyi bakmak lazım” şeklinde konuştu.

27 Nisan’ın hazırlığı bir buçuk yıl önceden başladı

27 Nisan e-muhtırasına gelen süreçte AK Parti’nin Meclis’te önemli bir çoğunluğu olduğunu ve kimsenin desteğine ihtiyacı olmadan cumhurbaşkanını seçebileceğini ifade eden Cemil Çiçek, e-muhtıraya gelmeden bir buçuk yıl önce hazırlıkların başladığını belirtti. Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın 12 Nisan’da yaptığı açıklamaya dikkat çeken Cemil Çiçek “Benim vatanseverliğimin özde mi sözde mi olduğunu sanki onlar karar verecek. Ne duruyorsunuz sokaklara çıkın deniyor ve nihayetinde çıkılıyor. Ülkenin farklı köşelerinde Cumhuriyet Mitingleri yapılıyor. 27 Nisan tüm bu hareketlerin sonucunda hayata geçiriliyor” dedi.

14 saat ulaşılamayan Büyükanıt o gece torununu sevmeye gitmiş

O gece yaşadığı tanıklığı da anlatan Cemil Çiçek şunları söyledi: Adalet Bakanı olarak Ankara dışında bir toplantıya gitmiştim. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu da başka bir toplantıdaydı. Aynı apartmanda oturuyorduk. İşimiz bitince gece eve döndük. Kapıdan girer girmez telefonum çaldı. Hükümet Sözcüsü olduğum için bildiri hakkında ne düşündüğümü soruyorlardı. Ben de bakıp size döneyim dedim. Televizyonu açtığımda ekranlarda bildiri konuşuluyordu. Abdülkadir Aksu’yu ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ü aradım. Dışarıdan bir destek olup olmadığını sordum. Aksu ile birlikte Dışişleri Konutuna gittik. Sayın Cumhurbaşkanımız – o dönem Başbakanımız- Keçiören’deki konutundaydı. Dışişleri konutunda bu işi detaylı bir şekilde ele aldık. Genelkurmay Başkanını aradık ancak telefona çıkmadı. Telefonu açan “istirahatte biz size döneriz” dedi. 14 saat defalarca aramamıza rağmen Genelkurmay Başkanına ulaşamadık. Sabaha kadar düşündük ve karşı bir açıklama yapılmasına karar verdik. Ertesi gün Başbakanımız başkanlığında bir değerlendirme toplantısı yapıldı ve basına saat:15.00’de açıklama yapılacağı duyruldu. O gece 5 arkadaş bu karşı açıklamayı hazırlamıştık. Hükümet Sözcüsü olarak tam basın açıklamasının yapılacağı alana giderken Genelkurmay Başkanı aradı. Mazareti İstanbul’a torunumu görmeye gidiyordum. Cemırlar nedeniyle telefonum kapalıydı. Oysa biz iki şehir arasındaki mesafeyi, bize cevap verenlerin sözlerini gayet iyi biliyoruz. Sonra basının karşısına çıkıp o açıklamayı yaptım.

Din eğitimini yerli yerine oturtmalıyız

AK Parti’nin 2003’den 2009’un başına kadar denetimli serbestlik altında iktidar olduğunun altını çizen Cemil Çiçek, Türkiye’de darbelerden sonra iktidarların bir seçim döneminin böyle geçtiğini belirtti. Anavatan Partisi’nde de aynı şeyi yaşadığını ifade eden Çiçek “Bundan sonra darbelerle başa çıkmak istiyorsak ekonomiyi, siyaseti ve dini kayıt altına almamız gerekiyor. 28 Şubat’tan sonra servetlerine servet katan sermayedarları unutmayalım. 15 Temmuz’da kayıt dışı dini unsurların yaptığı ihaneti unutmayalım” dedi. 15 Temmuz gecesi Meclis bombalandığı sırada orada olduğunu söyleyen Cemil Çiçek “15 Temmuz’dan çıkarmamız gereken ders din eğitimi meselesini yerli yerine oturmamız olmalı. Dinde olmayan şeylere din deniyor. Aksi halde nasıl oluyor da bu ülkede yaşayan ismi Ahmet, Mehmet olanlar hiçbir düşman ordusunun yapmadığını yapıp Meclis’i bombalıyor” şeklinde konuştu.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: